03 · Güç ve hiyerarşi · 2 dk okuma
Anlamamayı öğrenen ekip
Ekibinizdeki en zeki kişi, çoğu zaman en az iddialı görünenidir. Bunun bir sebebi var.

Bir çalışanın sizi anlamadığını düşünüyorsanız iki ihtimal var. Gerçekten anlamamıştır. Ya da anlamış olmanın kendisine pahalıya mal olacağını hesaplamıştır.
İkincisi daha sık. Fark etmesi de zordur, çünkü anlamamış görünmek ceza almaz.
Neden böyle yapıyorlar?
Çünkü şirkette anlamanın bir bedeli var. Bir sorunu ilk gören kişi o sorunun sahibi olur. Bir riski dile getiren kişi o riskin takipçisi olur. Toplantıda “bunu ben yaparım” diyen kişi, bunu her ay yapar.
Bunu üç kez yaşayan zeki bir insan basit bir sonuca varır: görünür zekâ, görünmez iş yükü üretiyor.
Engellenen şey verim değil
Bir yönetici çalışanının kursunun parasını öder, ödediğini de hatırlatır. Aynı yönetici, çalışanların kendini geliştirmesini gereksiz bulur. Bu ikisi çelişmez.
Şirketin ödediği eğitim kişiyi mevcut görevinde kullanışlı kılar, geriye de bir borç bırakır. Kişinin kendi hesabına öğrendiği şey ise başka bir şey üretir: seçenek. Seçeneği olan insan zam ister, izin ister, mesaiye sınır koyar.
İtiraz edilen şey teknik beceri değil, öğrenmenin çalışanı pahalılaştırmasıdır.
Görünürlük maliyetli olduğu için insanlar kendini saklıyor. Ekibinizdeki en zeki kişinin en az iddialı görünmesinin sebebi bu.
İşaretler
Soruyu tekrar ettirir. “Tam anlayamadım, bir daha alabilir miyiz?” Bazen gerçekten anlamamaktır. Bazen sizi talebinizi tanıklar önünde netleştirmeye zorlamaktır; sonradan icat edilen suçlara karşı bir sigorta.
Yazıya döker. Toplantıdan sonra gelen kibar özet e-postası. “Doğru anladıysam şöyle ilerliyoruz.” Anladığından emindir; sizin emin olmanızı istiyor. Altı hafta sonra o e-posta duruyor olacak.
Boş anlarda görünmez. İş kritik değilken ortalarda yoktur, kriz çıktığında oradadır. Görünürlüğünü harcamıyor, biriktiriyor.
Fikrini odada söylemez. Fikri vardır, toplantıda söylemez. Sonra koridorda, aklına o an gelmiş gibi söyler. Odada söylenen fikir tartışılır; koridorda söylenen fikir sahiplenilir.
Reddetmez, takvim gösterir. Reddetmek çatışmadır. Mevcut yükünü önünüze koyar, önceliklendirmeyi size bırakır. Karar sizin olur, iş yükü değişmez.
Mekanizmanın tutmadığı yer
Saklanmak iş yükünden korur, kayıttan korumaz. Çalışanı dinlemek için kurulmuş bir anketin sonucu masaya geldiğinde ilk sorulan şey çoğu zaman memnuniyetsizliğin sebebi değil, sahibidir. Sisteme kendi eliyle girilen beyanın imza yerine geçtiği söylenir.
İkinci sınır daha sade: görünmeyen insan fiyatlanmaz da. Yükten kaçan zamdan da kaçar. Anlamamayı öğrenmek kazanmak değil, zararı azaltmaktır; o da her zaman tutmaz.
Ayıklama refleksi
Bu tabloyu gösteren kişi sistemi doğru okuyandır. Teşvik değiştiğinde en iyi çalışan da odur. Ayıklandığında geriye sistemi okuyamayanlar kalır.
Gerçekten anlamayanla anlamamayı seçen dışarıdan aynı görünür. Ayırt edilememeleri bu düzenin en pahalı yan etkisi.
Bu davranış kendiliğinden oluşmaz. Bir çalışan, anlamanın cezalandırıldığını gördüğü için anlamamayı seçer. Yani bu tabloyu ekip üretmez.
Ekibinin vasat olduğunu düşünen yöneticilerin çoğu, kendi kurdukları teşvik sistemine bakıyor olduklarını bilmiyor.
Anlamanın bedeli anlamamanın bedelinden yüksekse ekibiniz anlamamayı öğrenir. Bu tabloyu ekip üretmez; lider üretir.
Nepotizm sosyal bir dinamodur
Tanıdık işe almanın rasyonel gerekçeleri var. Bedelini kimin ödediği ayrı bir mesele.
Liderin El Kitabı
Yirmi dört kural. Tamamı sitede ücretsiz; PDF ve EPUB için e-posta adresini bırakman yeterli.